Demirci Halısının Tarihçesi

Orta Asya da ihtiyaçlardan doğan halının Anadolu’ya gelişi ile Demirci yöresinin, halıcılık tarihi neredeyse ortak bir süreci paylaşmaktadır. Selçuklular’ la Anadolu’ya gelen halı;

Osmanlı devletinde de önemli bir geçim kaynağı olmuştur. Osmanlı ile birlikte yeniden oluşmaya başlayan halıcılık merkezlerinden biride Demirci’dir.

Selçuklu dönemindeki halıcılık merkezi olma özelliğini Osmanlı döneminde de sürdürmüştür. Bu dönemde saray nakkaşlarının hazırladığı desenler ve halı yapımında kullanılan malzemeler demirciye gönderilir, Demirci halı ustaları tarafından saraylarda kullanılmak üzere dokunurdu.

Osmanlının son döneminde kurulan Hereke halı fabrikasında çalışmak üzere, getirilen ustaların bir kısmının Demirci’den olması yörenin, halı sanatı konusunda hangi noktada olduğu konusunda fikir veren bir başka göstergedir. Uzun bir dönem halı üretimin yoğun olarak yapıldığı Demirci, keçe ve kilimciliğe yönelerek halı üretimini durdurmuştur.

Neden Demirci Halı İmalatına Ara Verdi?

Ara verilen halı üreticiliğine kent ikinci kez Hacı Rıza Efendi ile başladı. Gördes’e giden Hacı Rıza Efendi burada öğrendiği halı sanatını, Demirciye taşıyarak seccade üretimine başladı. Komşuları tarafından kazançlı bir iş olarak görülen seccade üretimi yayılarak Demirci’de halıcılığın dirilmesine neden olur.

93 Harbi olarak bilinen 1923 yılındaki Osmanlı- Rus savaşı sırasında, azalan halıcılık bitmeden kentin ileri gelenleri tarafından desteklenir. Aynı zamanda Gördes’ten getirilen halıcılık yapan aileler yörenin halıcılıkta tekrar canlanmasını sağlar. Bu dönemden sonra giderek artan bir ivmeyle her eve giren halı tezgâhları yörenin bu güne kadar süren halıcılığını başlatmış olur.

Yukarıda sayılan başlıca gerileme nedenlerinin yanı sıra, Osmanlı imparatorluğunun son dönemlerinde yaşanan gerileme her sektörde olduğu gibi Demirci halıcılığını da etkilemiştir.

Ardından gelen birinci dünya savaşı ve kurtuluş savaşı yıllarında gerileme ve daralmanın sürdüğü halıcılık sektörü, İzmir İktisat Kongrelerinde alınan sanayi teşvik kararları ile tekrar gelişme eğilimine girmiştir.

1950 ’li yıllara kadar gelişme sürecine devam eden halıcılık; bölgedeki 46 yangını olarak bilinen yangın ve 52 depremi olarak bilinen depremle gelişimi yine sekteye uğramışsa da devletçe yapılan destek kredileri ile ayakta kalarak gelişmesini sürdürmüştür.

1980’li yıllarda Ülkemizdeki gelişmelere paralel olarak, Demirci halıcılığı da bir değişim sürecine girmiş ve bölgede açılan fabrikalarda üretimin serileşmesi ile birlikte, halı fiyatlarının düşmesi sonucu el halıcılığı bitme noktasına gelmiştir. 1900’lü yılların başında, yaşadığı sıkıntılardan daha büyük bir sıkıntının içerisine girmiş atölye sahiplerinin büyük bir kısmı atölyelerini kapatmışlardır.

1990’lı yılların başına gelindiğinde, büyük yatırımlar yapılarak kurulan makine halıcılığı tesisleri, tesislerin geliştirilememesi ve piyasa koşullarına ayak uyduramaması nedeniyle pazarının büyük bir kısmını kaybetmiştir.

Demirci Halıcılığında oluşan bu gerilemenin aşılması için, el halıcılığı üretimine geçilmiş ilçede bulunan 21.000 el tezgâhı ile üretilen kaliteli el dokuması halılarla iç ve dış piyasada söz sahibi olmuş, makine halıcılığında da yapısal bir değişikliğe gidilerek, duvardan duvara halı üretimi ve cami halısı üretimiyle Türkiye ve dünya pazarının büyük bir kısmında söz sahibi olmuştur.

Demirci halıcılığı yüzyıllardır oluşan bilgi birikimi ile zamanla bazı aksamalar olsa da, sonunda hem el halıcılığı hem de makine halıcılığında hak ettiği noktaya ulaşmıştır.

Yorum Yap